16 Temmuz 2011 Cumartesi

Can Yücel_Üstat

can yücel
Can Yücel (1926 – 12 Ağustos 1999), dünyaca tanınan modern Türk şairdir. Kullandığı kaba ama samimi dil ile Türk şiirinde farklı bir tarz yaratmıştır.
HAYATI
Can Yücel, 1926′da İstanbul’da doğdu.Hasan Ali Yücel’in oğludur.
Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.
Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum’da turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.
Son yıllarında Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça’ya gömüldü.
YAZARLIĞI
Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında Yenilikler, Beraber, Seçilmiş Hikayeler, Dost, Sosyal Adalet, Şiir Sanatı, Dönem, Ant, İmece ve Papirüs adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları Yeni Dergi, Birikim, Sanat Emeği, Yazko Edebiyat ve Yeni Düşün dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao’dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkum oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla “Rengahenk” adlı kitabı toplatıldı.
1962′de İngiltere’deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.
Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.
Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel’in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. ‘Maaile’ şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. ‘Küçük Kızım Su’ya’, ‘Güzel’e', ‘Yeni Hasan’a Yolluk’, ‘Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim’ bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.
Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare’in ünlü ‘to be or not to be’ sözünü ‘bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin’ şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959′da ilk baskısı yayımlanan ‘Her Boydan’ adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir.

14 Şubat 2011 Pazartesi

Carpe diem,,,seize the day


 Latin edebiyatının ünlü ozanı Horatius’un bir dizesinde geçen “gününü gün et”; “zamanın tadını çıkar” ya da “günü yakala” veya "an'ı yaşa" veya "günü yaşa" anlamındaki özdeyiş.
Bu özdeyiş hazcı felsefenin bir savunusu gibi gözükse de aslında gelecek hakkında endişelenmek yerine yaşanılan anın değerine vurgulamak için yapılan bir uyarıdır. XIX. yüzyıl başlarında Byron’ın yapıtlarında sık sık geçen “günü yakala” (seize the day), deneyimdeki hazzı, yaşanmış yaşanmıştaki önemi gözden kaçırmamayı salık verir. Kimi Hıristiyan manzumelerindeyse “günü anlamlı yaşa” anlamında kullanılan carpe diem, insanların bedenlerini uykuya hazırlamak yerine, ruhlarını ölüme hazırlamaları gerektiğini vurgulama konusunda örtük bir uyarı barındırır.Yarının (geleceğin) ne olacağı bilinmediği için, içinde bulunulan zamanın kıymetinin bilinmesi, yarına (geleceğe) mümkün olduğunca az güvenilmesi gerektiği vurgusu var. Bu sözün çok geçtiği ölü ozanlar derneği filminde sadece 1 tane hayatınız var ve şimdi yapmayacaksınızda ölünce mi yapacaksınız ifadeleri ile anın değerini bilip an'a göre hareket etmeyi anlatıyor.

SevGililer Günü

Her yıl 14 Şubat günü Sevgililer Günü olarak anılır.

Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Valentine Günü" olarak bilinir. Romantik aşk ile bağlantısı Orta Çağ'ın sonlarına doğru, o zamanki akımlardan kaynaklı oluşmuş ve zamanla dinsel özelliğini yitirmiştir. 1969 yılında dini takvimden de çıkarılarak dini anlamda kutlanması sona ermiştir.

Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.


Tarihçe
Şubat ayı bereket festivalleri Şubat ayı ortasının aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Yunan takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman Gamelyon ayı olarak adlandırılmıştı ve Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştı.

Antik Roma'da 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus'un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı. Bu günde, Lupercus'un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus'u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı.


Valentine 
1712 yılına ait İsveç almanağında 14 Şubat Valentine olarak belirtilmişKatolik Ansiklopedisi'ne göre(1908) eski şehitler listesinde, 14 Şubat gününe kayıtlı, inancı yüzünden öldürülmüş 3 tane Aziz Valentine geçmektedir:

Roma'da 3. yüzyıl'ın ikinci yarısında öldürülmüş ve Via Flaminia gömülmüş bir rahip.


Aynı zamanlara dek gelen ve Interamna (modern Terni) piskoposu. O da Via Flaminia'ya gömülmüş fakat rahipten farklı bir mezara.
Afrika'da hakkında çok az bilgi olan bir kişi.
Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı eski tarihte hiç geçmemektedir ve kimi tarihçilere göre sadece bir efsanedir. Valentine'nin onuruna kutlama günü, 14 Şubat 496 yılında Papa Gelasius tarafından ilan edilmiştir.


1969 yılında kilise takviminden Aziz Valentine gününü çıkarmıştır.
Orta Çağ Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak 14. yüzyıla ait kaynaklarda görülmektedir. 1381 tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre, Fransa'da ve İngiltere'da 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi. Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar vermekteydi ve bu notlarda birbirlerine Valentine diye hitap etmekteydiler.

Hristiyan olduğu için öldürülmüş din adamı Valentine ile romantik aşk arasındaki ilişkiyi anlatan efsanelerin 14. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu efsanelerde geçen başlıcaları şöyledir:

Valentine, öldüreleceği günden bir gün önce gardiyanın kız kardeşine "Valentine'ninden" imzalı bir aşk notu vermişti.
Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde gizlice evlenmelerine yardım etmişti.


Günümüzde Sevgililer Günü 
Sevgililer Günü çikolatalarıZamanla 14 Şubat sevgililerin, aşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı bir gün haline gelmiştir. 1800 yıllardan sonra Amerika'da Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok gelişti. Neredeyse herkes her yıl 14 Şubat'ta sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler veriyor. Bu hediyelerin başında çiçekler geliyor. Çikolata ve bir kart ile de aşklarını anlatıyorlar.

hoşş


13 Şubat 2011 Pazar

Frédéric Chopin


(1 Mart 1810Zelazowa-WolaPolonya - 18 Ekim 1849Paris), Romantik dönemin önde gelen Polonyalı piyanist ve bestecisi. Bazı kaynaklarda doğum günü 5 Mart olarak gösterilir.
Babası Fransız, annesi Polonyalı olup ömrünün büyük kısmını şöhretini kazandığı Paris'te geçirmesine ve klasik müzik literatüründe Fransız ismiyle anılmasına rağmen gönlü her zaman o dönem Rus işgali altındaki vatanı Polonya'da olmuştur. Bu durumu ile Chopin devrinin önemli karakterlerindendir. Milli sınırların üzerinde bir müzisyendi denebilir. Zaten 19.yyda ortaya çıkan yeni tip bir sanatkarın veya dahi virtüozların hali milli bir sanatkar olmaktan çok evrensel bir sanatkar olmaktır.
Chopin, tam anlamıyla romantik bir sanatkar, fakat yine yaratılış bakımından bambaşka bir şahsiyetti. Besteciliği bunu en açık şekilde gösterir. Pek az eseri istisna edilirse besteciliği tamamen piyanoya vurmuştur. Piyanodan kendini gösteren yeni tınlama imkânları çıkarmış, ayrıca devrinin henüz ulaşamadığı tınıları bile keşfetmiştir. Bununla birlikte armonilerinin geniş ve zengin ifade sahası, çok farklı üstünlüğünü, bu melodiler ve onların ortaya konuşunda beliren ritimlerin özel bir serbestlikle düzenlenişi ve sonunda lirik şiire has bir tattan gelişerek yükselen ifade yeteneği gibi nitelikleriyle, Chopin’in Fransız müziğinin ancak çok daha sonra varabildiği özelliklerin ilk hatlarını tespit etmek mümkündür.
Ne kadar uzakta yaşasa da derin bir hisle vatanına daima bağlı kalmıştır. Kendisinden önce konser salonlarında görülen Mazurka ve Polonezleri folklör statüsünden çıkarıp sanat seviyesine yükselten odur.
Gerçekte, yeteneği küçük yaşta beliren ve genç yaşta olgunlaşan bu müzisyen de çalışma yolunu tutmak zorunda kaldı. Beethoven’in öldüğü sene Joseph Elsner’in öğrencisi olarak Varşova’da genel dikkat ve ilgiyi üzerine çekti. Viyana’da kaldıktan sonra Temmuz Devrimi sırasında Paris’e geldi. Orada piyanist olarak ünlendi ve adı Avrupa'nın her tarafına yayıldı. Besteciliği de orada gelişti ve yükseldi. 1837-1847 arasında Fransız yazar George Sand (Barones Dudevant) ile inişli çıkışlı bir ilişki yaşadı. Ömrü boyunca kırılgan ve zayıf olan bedeni 1849'da tüberküloza yenik düştü. Cenazesinde kendi bestelediği Marche Funébre-Cenaze Marşının (2.Piyano Sonatı-3.Bölüm) değil Mozart'ın Requiem'inin çalınmasını istedi. Paris'te Pére-Lachaise mezarlığında gömülüdür.
Chopin’in yeni bir fikri aristokrasisinin temsilcisi olarak gören Schumann genç besteciyi sonsuz takdir ifade eden şu sözlerle alenen selamlıyordu: “Şapkalarınızı çıkarın baylar, bir dahi geliyor. Şair olmak için kocaman ciltler doldurmak gerekmez; bir iki şiirle bu ünvana layık olabilirsin. Chopin de böyle şiirler yazmıştır”.

Impromptu (1991) isimli film kendisi ile George Sandsin tanışmasını konu almaktadır. Filmde Chopini BAFTA ve Golden Globe ödüllü aktör Hugh Grant canlandırılmaktadır. Film de Judy Davis ve Emma Thompson da rol almıştır.

Friedrich Nietzsche


1844 yılında dünyaya gelen aykırı düşünür , "Tanrı öldü" düşüncesiyle tanınmış , yaşadığı çağda pek tanınıp anlaşılmasada , kendinden sonraki kuşağa fazlasıyla temel oluşturmuştur.

Kendini "yarının yazarı" olarak tanımlayan ünlü düşünür , "200 yıl sonra insanlık beni anlıyacak" diyerekten , geleceği görme konusundaki yetisini fazlasıyla göz önüne sermiştir.Nietzshe , kendinden sonra Freud , Heidegger , Camus ... gibi düşünürleri etkileyerek , egzistansiyalist felsefenin özgün temellerini atmıştır.

Lou Salome adlı Yahudi bir kıza aşık olması , ona umut beslemesi ve karşılık görememesi , bu trajik yazarın felsefesini etkileyecek önemli durumlardan biri olmuştur.Ree adlı dostunun vasıtasıyla tanıştığı bu göz kamaştıran bayana sonradan düşman kesilip , sert mektuplar göndermiştir.

Nietzshe'nin hayatı oldukça trajiktir.Hayatı boyunca hastalıklarla boğuşmuş , yanlız kalmış , anlaşılamamanın verdiği ızdırapla çok zor günler geçirmiştir.Sürekli yer değiştirerek yaşayan ünlü filozof , şiddetli migren ağrılarına rağmen durmadan yazmıştır.

Babası Karl Ludwig Protestan Kilisesinde papazdır.Nietzsche 5 yaşınayken babası ölmüş , annesi ve ablası bakımını üstlenmiştir.14 yaşındayken Almanya'nın önemli Protestan yatılı okulu Schulpforta'ya kayıt yaptırır.

20 yaşındayken Bonn Üniversitesine filoloji ve teoloji öğrencisi olarak kayıt yaptırır.Zekası ve derslerdeki başarısı sebebiyle hocalarının dikkatlerini üstüne çeker.Ne kadar filoloji okusada , felsefeden vazgeçememiş , sürekli olarak felsefe kitapları okumuştur.

21 yaşındayken , bir sahaf dükkanında Schopenhauer'un kitaplarını edinir.Okuduktan sonra , kendisini Schopenhauer'cu olarak tanımlayacaktır..Ne varki bu aykırı düşünür , ilerde Schopenhauer'un karamsar felsefesine tamamen karşı çıkarak , kendi felsefesini oluşturacaktır.

1869'da , daha doktorasını bile tamamlamamışken , hocası Ritschl'in tavsiyesiyle Basel Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olur.Bundan bir yıl önce tanıştığı ve müziğinden etkişlendiği Wagner ile , sonradan kanlı bıçaklı bir düşman olacaktır.

Bu dönemde Almanya-Fransa savaşı patlak verir ve gönüllü olarak savaşa katılır.Ne varki sağlık sorunları sebebiyle , ordudan ayrılarak tekrar İsviçre'ye döner.

Nietzsche , filoloji ve teolojiden çok felsefeyle ilgilenmektedir.Kısa sürede profösör ünvanı almasına karşılık , 1871'de Basel Üniversitesi felsefe kürsüsüne yaptığı başvuru geri çevrilir.Bunun üzerine iyice kendi klasik filoloji dalından soğuyarak , felsefeye yönelir.

Felsefe kürsüsüne yaptığı ve red cevabı aldığı başvurudan yaklaşık bir sene sonra ilk kitabı olan "Müziğin Ruhundan Trajedyanın Doğuşu" adlı kitabını yayımlar.

1879 yılında Basel'deki görevinden istifa eder ve bu andan sonra , yersiz-yurtsuz olarak , gezgincesine otel odalarında ve pansiyonlarda yaşamına devam eder..Bu gezgin yaşamının bir sebebide sık sık geçirdiği migren krizleridir.Migrenini tetiklemeyecek iklim arayıp duran ünlü düşünür , felsefesinin temellerini bu dönemde atacaktır..

Daha sonra ise "İnsanca pek insanca" , "Tan kızıllığı" , "Şen bilim" , "Böyle buyurdu Zerdüş" , "İyinin ve kötünün ötesinde" , "Ahlakın soy kütüğü" adlı kitaplarını yazar..Özellikle "böyle buyurdu Zerdüşt" yazarın başyapıtıdır.

Felsefesini ilk kez , bu kitabında tamamen açıklamıştır.Zerdüşt adlı bilgenin senelerce dağda inzivaya çekildikten insanların arasına inerek onları aydınlatmaya çalışmasıyla başlayan bu içten serüven , çeşitli tuzaklarla doludur.İnsan psikolojisinin derinlerine inmeyi başarabilen Nietzsche , yanlış anlaşılmaya veya hiç anlaşılmamaya oldukça müsait yazılar yazar.."Ahlakın soy kütüğü" adlı eserinin önsözünde bunu değinir ve "yazdıklarım anlaşılamıyorsa bu okuyucunun sorunudur" der.

İnsanı , maymunla üstinsan arasında gerilmiş bir ip , bir geçiş formu olarak gören düşünür , hayata amacı "kendini aşabilmek-kendinden daha iyi bişey yaratmak" olarak koyar.Nihilizme karşı açtığı savaşı , "amor fati-kader sevgisi" ile sürdürür.

Hristiyan öğretisinin toplumu yozlaştırdığını düşünerek kendini "Deccal" ilan eder ve "Tanrı'yı öldürür"..

Sonsuz dönüş öğretisiyle , maddenin sınırlı fakat zamanın sonsuz olduğunu düşünerek , her yaşamın yeniden , tekrar tekrar sonsuza dek süregelen bir süreçle yaşanacağını savunur.Bu öğretisine bilimsel bir dayanak ararken , tamamlayamadan ölür.

1889'da , Putların alacakaranlığını yayımladıktan sonraki sene , bir sinir krizinin ardından akıl sağlığını kaybeder.Önce annesinin , annesinin ölümünden sonrada ablasının bakımı altına girer..
1
900 yılının yaz mevsiminde , Weimar'da hayata gözlerini yumar.Hayatı dramatik olarak son bulan bu ünlü düşünür , ününe öldükten sonraki yüzyılda kavuşur.

Hayatı boyunca hastalıklarla boğuşması , Salome'a duyduğu platonik aşk sebebiyle acı çekmesi , arkadaşı Ree'den gördüğü ihanet , Wagner'le dostken düşman olması , ... hafızalarda kazınan olaylardır.

Bu sebeple , Nietzshe'nin felsefesi , kanımca Nietzshe'nin hayatıyla birlikte okunmalıdır.Ancak o zaman Nietzshe daha anlaşılır olacaktır.                        
                                                                        

 ESERLERİ                                                                      
Trajedya'nın Doğuşu 
Birinci Zamansız Düşünceler : David Strauss'a Karşı
İkinci Zamansız Düşünceler : Sahte Kültür ve Tarihin Tehlikeleri
Üçüncü Zamansız Düşünceler : Eğitmen Schopenhauer
Dördüncü Zamansız Düşünceler : Richard Wagner Bayreyth'da
İnsanca , Pek İnsanca (1.Cilt)
İnsanca , Pek İnsanca (2.Cilt)
Tan Kızllığı
Sevinçli Bilim
Gezgin ve Gölgesi
Böyle Buyurdu Zerdüşt
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Ahlakın Soykütüğü Üzerine
Homeros ve Klasik Dilbilim
Empedokles
Schopenhauer'ci Felsefe ve Uygarlığı
Yunan Trajedisi Döneminde Felsefe
Zerdüşt Şiirine Eklemeler
Plan , Proje ve Sistemler
Güç İstenci

NİKOLA TESLA




Bugün her hangi bir elektrik mühendisligi ögrencisine Tesla hakkında bir şey sorarsanız, sanırız boş bakışlarla sizebakacaktır. Ya da karşı soruyla karşılaşırsınız, Tesla kimdi ?;Kabahat kimin? Egitimçilerimizin Altarnatif akım çagımızın kurucusunu tamamen unutmuş olmaları mantıksız görünmektedir.
NİKOLA TESLA ,şimdiki Yugoslavyada,Smiljana köyünde,9 Temmuz 1856` da dogdu. Bir hiçken bilim dünyasının en üst noktasına yükseldi. 32yaşında önemli keşifleri ile milyoner oldu, daha sonra karanlığa kaybolup beş parasız öldü.
Babası papazdı. Hiçbir zaman okuyup yazamamasınına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. Ona göre Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı.Papaz olmasına için babasının zorlamasına karşı çıkarak ,genç Tesla mühendislik mesleğinde ısraretti. Annesi de onu destekledi ,Fizik ve Matematikte bilğisini arttırırken Graz`daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesinde eğitimine devam etti. Yabancı teknik eserleri okuyabilmek için,orada yabancı dil kursuna devam etti. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.
Pragdaki tahsilini 1880 `de bitirdikten sonra, Budapeşte de lisans üstü yaparken ,profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra Paris telefon şirketinde çalımaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştırdığı döner makinaları korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.
ELEKTİRİK ENDÜSTRİSİ SINIRLIYDI
O ilk günlerde genellikle doğru akım, sıtmaya, ışık vermeye, güçsaglamaya ve iletmeye en uygun , elektrik akımı olarak bilinirdi.Fakat DA direnç kayıpları büyüktüki, her mil kare için bir güç santıraline gerek vardı. İlk akkor ampuller ( 110 VOLTA `TA ), güç santrallarına yakın olsalar bile parlak yanmıyorlar ve bir milden daha az uzalıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.
1884 de genç Tesla, kafasında fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle New York da gemiden ayrıldı. Tecrübesi ,onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatörün sonsuz sorunlar yaratan gereksiz bir karışıklık olduğuna inandırmıştı.`DA ÜRETECİNİN `bir komülatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturdugunu gördü. O zaman, motorda dönme hareketini sağlayacak DA elde etmek için, elektrik motorunun endüvi si, motora alternatif ( AA ) beslemek için döndüğü anda manyetik kutupların yönlerini değiştiren, döner komülatörlere sahipti.
İLHAM
Teslaya göre doğru akım saçmalığın daniskasıydı. Hem jeneratör ( üreteç ) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve AA’yı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışan bir motoru oluşturmamıştı, ve tesla bu sorunu çok düşdü. 1882 şubat’ın da, Budapeşte’nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadışyla gezinirken aniden haykırdı. !Buldum ! şimdi değiştirime dikkat et! O anda tüm elektrik endüstirisinde devrim yapacak olan, dönen manyetik alanı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı geregi olmayacaktı. Komülatör yoktu artık.
Sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemini tasrladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dagıtımı için AA motorları ... dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bollugundan esinlenip, gerekli olan heryere enerjiyi dagıtabilen hidroelektrik santrallarıyla bu büyük gücün elde edilmesi tasarladı.Budapeşte de ‘ Bir gün Niyagara Çağlayanı nı, elektrik elde etmek için kullanacagım’ diyerek dinleyenleri şaşırtı.
EDİSON TARAFINDAN CESARETİ KIRILDI
Tesla ‘nın aradığı ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York’da,Pearl caddesindeki ilk labaratuarında akkor lambası için Pazar aramakla meşgul olan Edıson’a rastladığı zaman Tesla, gençlik heycanıyla, kendisin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestrip atan o büyük adam, ‘‘sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun’’ dedi.
Bir yıl boyunca, uzun boylu , zayıf Yugoslav , bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalışyığı çukur kazıcı, Western Unıon’un ustası’yemek saatlerinde Tesla’nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Tesla’yı A. K. Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Tesla nın parlak planlarıyla büyülenerek , Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirli bir miktarda para koydular ve bu parayla tesla ( şimdiki batı Brodway ) güney beşinci cadde 33-35 No’da bir deney labaratuarı kurdu. Orada Tesla jenaratör, transformatörler,transmisyon( iletim ) hattı,motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı bunlardan usanmadan çalıştı, her detay için planlar silinmez biçimde zihnine kazınmıştı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.
Cornell Üniversitesinden Profesör W.A. Anthony yeni AA sistemini sınadı ve de Tesla’nın senkron motorunu en iyi DA motoruna eşit yeterlilikte olduğunu açıkladı.
ALTERNATİF AKIM ORTAYA ÇIKIYOR
O zaman Tesla bütün kısımlara sahip bir tek patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Tesla 1887’nin kasım ve aralığında dilekçesini verdi, ve daha sonraki altı ayda yedi tane ABD patentlerini aldı. 1888 Nisanın da çok fazlı de içeren dört ayrı patent için baş vurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Europa patentleri izledi bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığının, eşi görülmemişti. Fakat fikirler ilginçti. O kadar ki, bir gelişme ve tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yaplmadan verildi.
Bu sırada Tesla, New York da AIEE (şimdiki IEEE ) nin bir toplantısında çok gösterişli bir konferans verip, tek ve çok fazlı AA sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam geliş menin kapısını açarak, telle yapılan elektirik enerjisi iletimindeki sınırlamaların sınırlamaların giderilmiş oldunu gördüler.
Fakat, kim bu tümüyle daha iyi olan, sistemi uygulayacaktı? Dogal olarak, kurulan Edison-General Electric kuruluşu degil, Aksi halde kendi tüm yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.
İşte tan o sıra da George Weslinghouse, Tesla nın labaratuarına gitti ve Tesla ile tanıştı. Tanıştıkları sırada Tesla 32, Westinghouse 42 yaşındaydı. Her ikiside yetenekliydi, başarılı birer mühenndis ve elektriğin hayranı idi. Westinghouse, Teslanın açıklamasını dinledi, gösterisini izledi ve hemen karar verdi.
Westinghouse ‘’ alternatif akım patentlerin için bir milyon dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim ‘’ diyerek teklifini yaptı.
Tesla heycanla’’satış payını beygir gücü başına bir dolar yap, anlaştık ‘’diye cevap verdi.
İki adam bu kadar kolayca, tarihi anlaşmayı yapıp el sıkıştılar.
Tesla amacına erişmişti. Fakat fikirlerine inanıp kendisine destek veren insanları unutacak biri değildi, ve derhal labaratuarına paraca destek veren Brown ve ortagına bir milyon dolarlık çekini gönderdi. Daha sonra Weshinghouse’ın ardındakiler, onu, Tesla’yla yaptığı anlaşmanın beygir gücü başına bir dolarlık kısmından vazgeçirmeye çalıştılar buna rağmen ilişkileri hızla gelişti. Fakat Tesla’nın ömrünün geri kalan kısmında geçimini ve araştırmalarını destekleyecek olan satış payından feragat etti.
Ülke çapındaki Westinghouse yaptırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse bir lisans almak zorunda kaldı.
İyi bir ücretle tartışılan lisans, Tesla için bir şerefti. Tartışmada Tesla, açıkça alternatif akımın ümitsizligi ve denemelerin ise zaman kaybı konusundaki, Edisononun ilk sözlerini hattırladı.

HAKİKAT OLAN RÜYA
1890’da Ulusrar arası Niyagara Komisyonu elektrik üretmek için, Niyagara çaglayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin komisyonun başkanlına atandı ve o derhal DA sisteminin en iyi olacagını açıkladı. Fakat, eğer güç 26 mil ilerdeki Buffalo’ya iletildiği taktirde, AA’nın gerekli oldugunu sonuçta kabul etti.Böylece,sonuçta Tesla’nın sistemini kullanmaya ve büyük türbünlerle AA üretmeye karar verdiler.Teklifler 1892 de yeni kurulan cataract construction co.şirketi tarafından istenildi.
Washıngtonhouse on tane 5000 HP’lik hidroelektrik jeneratörü için ve general electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar.Bütün sistem iletim hattı,yükseltici ve alçaltıcı transformatörlerle Tesla’nın iki faz projesine uygundu.Hareket eden parçaları azaltmak için,dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü büyük alternatörler planlanmıştı.
O zamana kadar bu büyüklükte hiç biri yapamadığı için bu tarihi proje heyecan yarattı.Dakikada 250 devir yapan her biri 1775 amper veren,2250 voltluk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz’de 50000HP veya 37000 kw lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5metre uzunlğunda (düşey jeneratörlerde 4,5metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçalar 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim iletim için 22000 Volt’a çıkarıldı.


UZAKTAN RADYO KONTROLÜ
Sonradan telsiz denilen, radyo alanında Tesla’nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de daha ileri gitti. 1898 New Yourk şehrinin Madison square Garden ( Madison Parkı) de telsizle uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. Birinci geleneksel elektrik fuarının geliştigi yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve su ile doldurdu. Bu küçük gölün üzerine,yüzmesi için, 1metre uzunluğunda anten direği olan,sac gövdeli bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı ve gemi manevralarına yapmak için batarya ile çalışan bir çeşit elektirik motoru vardı. Seyredenlerin arka tarafından,Tesla gemiye seyirçilerinin isteğine göre ileri gitme,sola veya sağa dönme, durma,geri gitme ve donanımındaki ışıkları yakıp söndürme gibiçeşitli hareketleri yaptırdı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.Fakat bu,uzaktan radyo ile kontrol yöntemlerini kullanarak,günümüzde ayın yüzeyine insanları indireceğimizi,o gün kaç kişi düşünebilirdi ki?
MATEMATİKSEL BÜYÜCÜLÜK
Tesla’nın matematik dehası,Westinghouse ve GE’nin imalatını yaptığı alternatif akım cihazlarının, parçalarının yapımında da büyük yarar sağladı. İlk öğrencilik günlerinde
karışık sorunları kağıt ve kalemsiz akıldan çözerdi. Öğretmeni onun hile yaptığından şüphe eder,ve ona testler uyguglardı. Genç Tesla, bütün logaritma cetvellerini ezberlemişti. Şimdi ABD de kullanılan 60 Hz ‘lik frekans,Tesla’nın mantık hesaplarından çıkarılmıştı . Çünkü Tesla bunun ticari yönden en uygun olduğunu saptamıştı.Daha yüksek frekanslarda, AA motorları yetersiz olacaktı. Daha alçak frekanslarda daha çok demir kullanılacaktı . Işıklar da alçak frekanslarda titreşecekti.
Niyagara Çağlayanının ana tesisi ,ilk Westinghouse türbin jenaratörlerinin kapasitelerine uyması için, 25Hz’e göre planlanmıştı. Bunu izleyen gelişmeler ile 60Hz’e çevirme yapıldı.Günümüzde bu,Niyagara’dan elde edilenenerji 360 mil uzaktaki New York’a kadar iletilmektedir.Bir zamanlar,daha büyük uzaklıklar,Kuzey Doğu şebekesinden beslenmekteydi.Tesla New York’ageldiği zaman,yeterli enerji iletimi içinsınır 1 milden daha azdı.
YÜKSEK FREKANS ÖNCÜLÜĞÜ
Araştırmalarında yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarında daha çok ilgilendi.Yüksek frekans cihazlarını kullanırken,bir elini daima cebinde tutardı.Bütün laboratuar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi,ve bu kural,bu güne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır.O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen ,Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri,modern elektroniğin yolunu açtı.Biricik yüksek frekans transformatörüyle(Tesla bobinleri)çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan,zarar vermeden ve yüksek gerilimli akım geçiriyordu.O ilk günlerde Tesla,aslında neon tüpünün ve floresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.
Bazen,frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler,Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti.Mekaniksel ve fiziksel titreşimlerle çalışırken,Houston Caddesindeki yeni labaratuarının etrafındaki hakiki bir depreme neden oldu.Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan ,Tesla’nın mekanik osilatörü eski binayı sarsarak tehdid etti.Bir blok ötede,polis karakolundaki eşyalar esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı.Böylece,Tesla,rezonans,vibrasyon ve ‘’doğal periyot’’a ait matamatiksel teorilerini ispatladı.
DÜNYANIN EN GÜÇLÜ VERİCİSİ
Yüksek frekans ve yüksek gerilimli elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Tesla’yı Colarado Springs yakınındaki bir dağın üzerine dünya’nın en güçlü vericisini kurup çalıştırmaya yönelti. 60 metrelik direğin etrafına 22.5 metre çapında hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısmındaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzakta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapısı olan şimşeği oluşturdu. Bu direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden 30 uzunluğundaki kulakları sağır edici, şimşekler çaktı. Ufka kadar gürültüsü çıktı. 100 milyon volt degerinde gerilim kullanılıoyrdu. Yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.
İlk denemesinde, vericideki güç jenaratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsizle iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor lamba yakmayı başardı. Daha sonra, kendi radyo patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstsın, Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.
1899’da AA alternatif akım patentleri için Westinghouse’den aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colarado Springs’deki denemeleri için ona 30000 doları sağladı. Sonra bu parada bitti ve Tesla New Yourk’a geri döndü.
New Yourk’da Century dergisinin sahibi, arkaşı Robert Underwood Johnson aracılığı ile, Colarado Springs’deki başarılarını anlatan hikayeler yazarak, Tesla geçimini sağladı. Fakat Tesla’nın yazdığı hikaye, felsefe ve’’insanlığın mekaniksel gelişimi’’ konusuma giren bir konuşma oldu. Çok yüksek edebi kalitesine rağmen, eser Colarado Springs’deki güçlü vericiden çok az söz ediyordu.
Sonunda makale ‘’insanlğın artan enerji ihtiyacı’’ başlığı altında basıldı. Basında yayınlandığı zaman heycan yarattı. Derinden etkilenen okuyuculardan biri, John Pierpont Morgan’dı. Bu kişi, doğru akım günleri başında ve daha sonraları da Niyagara Şelalesi projesinde Genaral electric firmasını paraca desteklemişti.
Morgan, göşterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikla Tesla’hayranı idi. Tesla, kısa zamanda Morganın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptıgı kültürlü konuşması ve medeni davranışlarıyla gösterişli vecentilmen Tesla, New Yourk sosyetesi gözdesi oldu. Genellikle tanınmış aileler kızları için ‘’iyi bir av’’ olarak saydılar, fakat Tesla hayatında kadınlara ve aşk hikayelerine yer bulunmadığını ısrarla tekrarladı. Çünkü onlar, onun araştırmalarına engel olacaktı.
Tarihçiler, Tesla’nın daha sonraki büyük projesini,Morgan’ın paraca desteklemesine neyin yönelttiği konusunda çelişkilere düşerler.Bazıları,onun aslında telsizle güç iletimiyle ilgili olduğuna inanırlar.Diğerleri,daha sonraki gelişmelerin ışığında,Morgan’ın ilgili olduğu elektrik endüstrisindeki yatırımlarını korumak için,Tesla’yı ve başarılarını kontrol altına almak olduğunu söylerler.Bu nedenle,Tesla’nın tekrar çaresiz kaldığını anlayarak,telsizle elektrik gücü iletimini garantilemeye razı olur.
1904’de Tesla ‘’Elektrik dünyası ve Mühendisliği’’ dergisine verdiği beyanatta ‘’yapmış olduğum işin büyük bir kısmı için,Bay J.Pierpont Morgan’ın asil alicenaplığına borçluyum.’’ Demişti.Bu birlikten,Long İsland’daki ilginç’’Dünya çapındaki telsiz’’kulesi filizlendi.

DÜNYA ÇAPINDA TELSİZ
Long İsland’ın tepelik bölümünde,Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapıbütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olmaması dışında, büyük bir mantara benzeyen,yapı,yerden geniş ve 62 metre yukarıdaki tepesine doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti.Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü.İskelet, bronzdan kalın cıvata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küresel tepe, üsten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.
Ünlü mimar Stanford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W.D.Crown’u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.
34. Caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Tesla, her gün, taksiyle,çarklı araba arabavapuruna binerek Long İsland şehrine gidip, Long İsland demiryoluyla Shoreham’e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolunun aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemekler hazırladı.
Büyük kulenin yanında 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Tesla Houston caddesindeki laboratuarındaki binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.

KAHİN GELECEKTEN BAHSEDİYOR
Bu sırada Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görünüşü açıklayan kurumsal broşürünü yayınladı Bu broşür, Tesla’nın kahin olduğunu herkese inandırdı. “ Dünya çapında Telsiz Sistemi” nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, Telgraf, Telefon, haber yayını, Borsa görüşmeleri, Deniz-Hava trafiğine yardım, Eğlence ve Müzik yayını, saat ayarı, Resimli Telgraf, Telefoto ve Teleks hizmetleriyle, Tesla’nın sonradan oluşumunu gördüğü radyo sitesi anlatılıyordu.
MORGAN’NIN YARDIMI SONA ERİYOR
1904 Martı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği dergisinde, Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletim sisteminin uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Voltluk gerilimde 10000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.
Niyagara projesi asla gerçekleşmedi. Fakat gösterişli Long İsland’ın kaderine etki yaptı. Aydınlığa çıkmayan nedenler yüzünden, J.P. Morgan düşüncesini değiştirdi, ve Tesla’nın para kaynağı birden kurudu. Başlangıçta Tesla , Morgan’nın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlayamayacağına inanmak istemedi, ama Morgan’nın geri çekilişi ani ve kesin oldu. Endüstri tarihçileri bu durumun nedenini merak ederler, Neden Morgan sabrını tüketti ? Ünlerine inandığı mühendisler, Broşürde açıkça yer alan Tesla’nın görüşlerinin saçma olduğuna ve parasının ümitsiz bir hayla için harcadığına mı onu ikna ettiler ? Yoksa Tesla’nın vaktini ve parasını Niyagara Projesine sarfettiğine mi şüphelendi ? Bunun aslı bilinmeyecektir.
MANTIKSIZ BİR SAYGISIZLIK
Birinci Dünya Savaşı sırasında, ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. Garip bir nedene göre (veya nedensiz) Long İsland, Wardenclyffe’deki Tesla’nın şanslı kulesinin A.B.D.’nin Emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.
Kablo bağlayarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temelini dinamitleyerek, devrildi. O zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. Zedelenmeksizin yana yattı, ve en sonunda parça parça söküldü.
Fakat bu yapı parçalanmalıydı ?Nedeni bilinmiyor.
RADYO FERAKANS ALTERNATÖR
1890’da Tesla yüksek frakans AA üreteçlerini yapmıştı.184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz ‘lik çıkış veriyordu.Daha sonra,20 kHz kadar yüksek frekansları elde etti.Ancak on yıl sonra 50 kwa çıkışlı radyo frekans üretecine Reginald Fessenden geliştirdi.Bu makine,general electric tarafından 200 kWa ‘ya çıkarıldı ve Fessenden’in ilk alternatörlerini kuran,çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek,Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.
Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan ingiliz işadamlarının,bu makineye ait patentleri elde etmek üzere oldukları görülünce,A.B.D.Donanmasının acele çağrısıyla ‘’Radıo Corporatıon of America,(RCA)’’ şirketi kuruldu.Yeni firmanın 1919’da kurulmasıyla,Marconi Wireless Telegraph Co.of America firmasının güçlü fakat yetersiz,Marconi kıvılcımlı vericileri,çok başarılı olan RF alternatorleriyle yer değiştirdiler.
Birincisi N.J.New Bruswick’te kuruldu.200kW’da 21,8 kHz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı.Bu ilk,sürekli,güvenilir Atlantik aşırı radyo servisi idi.Bu alternatörler,Tesla’nın kulesinin yerine,Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı.Böylece Nicola Tesla’nın Dünya çapında telsiz hayali,30 sene sonra,icat ettiği vericinin kullanılmasıyla gerçekleştirildi.
RADAR VE TÜRBİNLER
Tesla,birçok alanlarda yaratıcı araştırmalara devam etti.1917’de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip,yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flöresan ekran üzeride toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı.Eğer bu radar değilse,neydi?Diğer bilim adamlarının varlıklarını keşvetmelerinden 20 yıl önce,kozmik ışınları açıkladı.1929’a kadar çeşitli zamanlarda,buhar ve gaz için”kepçesiz”yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı.Kolay öfkelenen Tesla ile,Edison Waterside Enerji tesisi ve Allis Chalmers fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme,aleyhine oldu.Bugün,düz rotorlu Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.
Yıllar geçtikçe,ondan,gittikçe daha az haber alınmaya başladı.Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp mülâkat yapmak istiyorlardı.Gittikçe garipleşti,gerçeklerden uzaklaştı aldatıcı hayalciliğe yöneldi.Not alma alışkanlığın edinmemişti.Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti.150 sene yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman,araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak,anılarını yazacağını söylerdi.İkinci Dünya savaşı sırasında öldüğü zaman kasasına askeri yöneticiler el koydular,ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.Olsaydı açıklanırdı,sanırız.
Tesla’nın kendine özgü bir tutarsızlık da,iki şeref ünvanı verildiği zaman ortaya çıktı.Birini red etti,fakat diğerini kabul etti.1912’de Nicola Tesla veThomas A.Edıson’un40 bin dolarlık nobel ödülünü Edison’la paylaşmayı red etti.Her nasılsa,Edison’u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyası 1917’de Tesla’ya layık görüldüğünde,bunu kabul etmeye yanaşabildi.
GARİP KİŞİLİK
Tesla’nın doğal davranışı aristokrat gibiydi.zamanın geçişiyle ve kaynakların tükenmesiyle,asil bir fakirliğin içine gömüldü.Eniyi otellerde yaşamaya devam ederken,kredisi tükenecek ve başka yerler arayacaktı.En sonunda New York’a taşınarak sorunlarını çözümledi.kendilerine milyonlar kazandırdığı bazı kuruluşlar,yaşlanan dahiye bakmaları konusunda yeni otel idaresiyla anlaştılar.Bir gün bir tren istasyonunda kendisisni gören bir dostu,karışıklığın ortasında onun yanlızlığını bozarak,”iyi akşamlar,Dr Tesla.Tren mi bekliyorsunuz?”demiş.O’nun yumuşak ifadeli cevabı unutulmazdı”Hayır,buraya düşmeye geldim.”
Tesla yemeğe başlamadan önce,tüm gümüş,porselen ve cam eşyanın ayrı ayrı peçetelerle silinmesinde ısrar ederdi.Sağlık konusundaki bu görünüşe karşılık,hizmetçi Tesla’nın odasını bir”cehennemi karışıklık”olarak tarif ederdi.Şikayet ettiği Tesla’nın düzensizliği değil,güvercinleriydi.Onları,parka gidip yemliyemediği zaman,içeriye girip çıkabilmeleri amacıyla pencereyi açık bırakır ve onları odanın içinde beslerdi.
Dünya’daki herhangi bir kimseyle ücretsiz olarak konuşabilmesi için,yatağının başındaki altın kaplamalı telefon,en sevdiği gri benekli beyaz güvercin tüneği idi.”O öldüğü zaman bende öleceğim”derdi Tesla.
Ve 1943 ocağında,bir gün en sevdiği güvercin onu son kez ziyaret etti.Tesla bitkin ve üzgün olarak”o ölüyor.Gözlerinin ışığında mesajını aldım”diye inledi.
Uzun zamandır Tesla’nın kapısının kulpunda asılı bulunan “rahatsız etmeyin”levhasını gören bir hizmetçi,durumu araştırmak ve anlamak için anahtarını kilide sokup içeri girdi.Tesla 87 yıllık narin çerçevesini yatağından sükunet içerisinde terk edip aslına dönmüştü.Hizmetçi mırıldanan güvercinleri yemledi,ve onları yumuşak hareketlerle dışarıya kovup pencereyi kapadı.Gariptir ki,hizmetçinin dediğine göre Tesla’nın sözüne ettiği o beyaz güvercin diğerlerinin arasında yoktu.